
Evde bakım senaryosu devreye girdiğinde satın alma kararları genelde aceleye gelir. En büyük risk de şu: İnsanlar, ürünün ya sadece “medikal” işlevini düşünerek evin estetiğini sıfırlar, ya da sadece “şık” olmasına dikkat ederek fonksiyonlarını göz ardı eder. Oysa iyi bir hasta koltuğu, hem günlük yaşamı kolaylaştırıp hem de evinizin dekoratif görünümüyle uyum sağlayabilir.
Hasta koltuğu seçiminde kritik olan 3 husus bulunmaktadır.
1) Uzun oturumda bel-boyun dengesini koruması
2) Pozisyon değiştirmeyi pratikleştirmesi (kullanıcı zorlanmadan açısını bulabilmeli)
3) Kalkış sürecinde güven hissini desteklemesi.
Eğer satın alacağınız hasta koltuğu, bu 3 özelliği de barındırıyorsa üzerine sadece oturacağınız bir ürün olmaktan çıkıp günlük hayatınızda konforunuzu artıran vazgeçilmez bir ürüne dönüşecektir.
Hasta koltuklarında kaliteyi belirleyen şey “ne kadar yumuşak” olduğu değil, oturumun formunu korumasıdır. Çöken oturum, zamanla bel yükünü artırır. Sesli çalışan mekanizma, özellikle gece kullanımında kalite algısını düşürür. Kumaş-dikiş kalitesi zayıfsa ürün daha ilk yılda yorgun görünür. Bu yüzden hasta koltuğu alırken sadece fotoğraflara bakarak karar verilmez; oturum davranışı ve mekanizma stabilitesi test edilmelidir.
Test ettiğiniz ürünü 30 saniyelik kısa bir sınava sokarak kalitesini ölçebilirsiniz. Nasıl mı?
- Otur, bel boşluğu rahat mı?
- Yaslan, hareket pürüzsüz mü?
- Ayak uzat, diz arkası baskısı var mı?
- Ayağa kalk, kolçak desteği güvenli mi?
Bu test, ürünü kullanırken şikayet edebileceğiniz veya memnun kalabileceğiniz hususları size henüz satın almadan gösterecektir.
Aynı kalite mantığı aslında başka segmentler için de geçerlidir. Uzun film oturumları için tercih edilen home sinema koltuğu da bel-boyun desteğini korumalıdır. İki kişi için alınan ikili TV koltuğu, iki tarafın bağımsız konforunu sağlamalıdır. Günlük dinlenme ve geniş oturum isteyenler için ikili baba koltuğu da yine aynı “uzun vadeli konfor” kriterlerine göre seçilmelidir. Segment değişir fakat kalite altyapısı değişmez!











